Genellikle  konuşulurken hep dayak olarak isimlendirilen  çocuğa yönelik  yapılan  ve  kırıkların, yanıkların,   kesiklerin ortaya çıkmasına yol açan şiddet  fiziksel istismar olarak  isimlendirilmektedir  si daha doğru olacaktır. Fiziksel istismar dayaktan çok daha fazlasını içeren bir davranıştır ve çok daha dramatik sonuçlara yol açabilir .Bir tokatla başlar  ve çeşitli aletlerin kullanıldığı olaylara kadar uzanır.

Fiziksel istismar  için çeşitli tanımlar bulunmasına karşın  hepsinin  üzerinde birleştiği nokta  çocuğun sağlığını olumsuz etkileyen  ve vücutta iz bırakan lezyonların ve yaralanmaların  bulunmasıdır. Fiziksel  istismar olayları çeşitli başlıklar altında incelenebilir:

Bunlar içerisinde  istismarı yapan kişilere göre olan bir sınıflama vardır ki ;Buna göre Aile içinde çocukların kaza dışı yaralanmalarına  “Ebeveyn tarafından istismar”  (Parental  abuse )   buna karşılık okul, yuva, yetiştirme yurdu veya kamp  gibi kurumlarda yönetici ya da öğretmenler tarafından uygulanan istismar olaylarına  ise “Kurumda istismar” (Institutional Abuse ) ismi verilmektedir.Bu sınıflama özellikle önleme programlarını oluştururken  büyük önem taşımaktadır.  Okullardaki   fiziksel istismar olgularına yönelik yapılacak bir çalışmada  öncelik  eğiticilerin öğrencilere  yönelik  olarak uyguladıkları istismardır.Ama evdeki şiddet  devam ettiği sürece bunun tek başına önlenmesinin  çok fazla  yararı bulunmamaktadır.Ümraniye”deki bir okulun  müdürünün saptaması şöyle olmuştu.

“Okulda öğrenciler birbirleriyle sürekli kavga edip birbirlerini dövüyorlar.Görüştüğümüz zamanda evde sürekli babanın anneyi dövdüğünü ve annenin de dayak yediğini  saptadık.Bu durumda şiddet siklusu  olarak tanımlanan  şiddetin  fasit bir daire içinde ortamda  tekrarlandığı  görülmektedir.Bu gibi  durumlarda  bu fasit dairenin  kırılması gerekmektedir.  Bu olay bize şiddet  olgusunun  tümüyle birbirine bağlı olduğunu ve içiçe girdiğini göstermektedir.

Fiziksel  istismar uygulama  şekline göre ise  iki başlık altında incelenmektedir:

Aletsiz Saldırılar: Bunlar istismarın bir alet kullanılmaksızın çocukta oluşturduklar lezyonlardır. Tokat, yumruk, itip-kakma, tekme, sarsma ve çimdikleme  gibi olayları   içine alır.

Aletli Saldırılar: Bu tür saldırılar ise istismarın bir   alet    kullanılarak çocukta çeşitli lezyonların oluşturulduğu durumlardır. Kullanılan araçlar genellikle kemer, kayış, herhangi bir ev eşyası (telefon, tava, v.b.), hortum, sigara, ütü, sıcak su  ve sıcak yiyeceklerdir.

Yukarda söz edilen yöntemlerle bir çocuğa uygulanan fiziksel istismarın  vücut üzerindeki temel bulguları sıyrıklar, ekimozlar ve kırıklardır. Ancak bu bulguların yerleri ile oluşum zamanları olayın gerçek bir kaza yaralanması olup olmadığını belirleyecek en önemli ipuçlarıdır.

Fiziksel istismara bağlı yaralanmalar  en fazla  göğüste, sırtta, baldırlarda, genital bölgelerde, üst kolda, yüzde, üst dudak ve damak ile gözlerde görülmektedir.

Genellikle fizik istismar olaylarında sık rastlanılan hikaye düşme veya küçük kazalardır. Çocuğun divandan veya sedirden düştüğü söylenir. Buna kardeşinin sebep olduğu da sık rastlanılan ifadelerdendir. Bir hekim için çocuğun gelişiminin bilinmesi, istismarın değerlendirilmesinde çok önemlidir. çocuğun motor  gelişimini bilen bir hekim  çocuğun henüz  kendi kendine dönmeyi öğrenmeden yataktan düşemeyeceğini veya henüz emeklemeyen bir çocuğun merdivenlerden yuvarlanamayacağını farkedecektir. Çocuğun sıcak su musluğunu açması gibi eylemlerde bulunması için ise daha ileri bir gelişim düzeyinde olması gerekir.

Hareket etme becerisi daha gösteremeyen bebekler iyi bakım görmektelerse çok nadir olarak yaralanma riski taşırlar.Buna karşın  emekleme ve yürümeyi öğrenme denemelerinde  düşmeye bağlı olarak vücudun çeşitli yerlerinde çok sayıda  lezyonlar görülebilir.

Çocukların gelişim dönemlerine bakıldığında  4 aylık olmadan (hatta 6 ayına ulaşmadan) çocukların dönemedikleri, yuvarlanmadıkları dolayısıyla hareket edemedikleri bilinmektedir.Bebeklerin  on aylık olmadan emeklemediği ,yürümeye ise  yaklaşık  1 yaşında  başladığı görülmektedir. Genellikle çocukların 2 yaş  civarında   konuşmaya başladıkları gözlenmektedir. 3 yaşında 3 tekerlekli  bisiklete binmeye  başladıkları   ve yaklaşık  bu yaşta ancak merdivenleri tırmanma ya da yürüme eylemine başladıkları görülmektedir.

Kaza sonucu meydana gelen lezyonlarn özel bir hareketi gerektirdiğini akıldan çıkarmamak gerekir. Çocukta  değerlendirme yaparken bazı  özelliklerinin bilinmesi  gerekmektedir. Çocuğun  yatakta dönmesi için yuvarlanabilme yaşına gelmesi gerekmektedir. Merdivenlerden düşebilmesi içinde emekleyebilmesi gerekir. Scak su musluğunu açabilmesi için yaklaşık 2 yaşına ulaşmalıdır. O yüzden 2 aylık bir bebek yuvarlanamaz, emekleyemez ve scak radyatöre yapışıp yanıklar oluşacağı hareketleri yapamaz. Aynı şekilde 2 yaşındaki bir çocukta (sıcakta kalma) 3 ayaklı bisikletin selesine oturup kalçalarında yanık oluşturması mümkün değildir.

Genellikle bir yaralanma olduğunda bu kardeşlerin birbirine yaptığı  davranışlara  bağlanmaktadır. Bu açıklama kardeşlerin küçük yaşta birbirlerine yönelik bu tip davranışlar olması nedeni ile mantıklıdır. Ancak öncelikle o lezyonun gerçekten  açıkladığı gibi olmuş olabileceğine ve yaptığı söylenen kardeşin bunu yapabilecek olgunluğa ulaşıp ulşaamadığına da bakmak gerekir. Bazen çocuğun bunu yapıp yapamayacağına test ederek bakmak gerekir.

Yaralanmaları değerlendirirken meydana gelişlerinin mantıklı bir açıklaması olması gerektiğini akılda tutmak gerekir. Örneğin 17 aylık bir çocuk bir sobanın üstüne çıkıp oturduğu için kalçalarında yanık var deniyorsa (tırmandığını varsaysak bile) el ve kollarında da lezyon olması gerektiği hatırlanmaktadır. Benzer şekilde 5 aylık bir bebekte yatağından yuvarlanırken bakmakla yükümlü kişilerin iddia edebileceği  gibi battaniye dolanmasna bağlı femur kırığı oluşmayacağı  da unutulmamalıdır.

Bazı olguların istismarla karışabildiği gözlenmektedir. Bunların bilinmesi ve ayırıcı tanının yapılması önemlidir. İstismar edilen bir çocukta bu olayın atlanması ne kadar trajik ise aynı şekilde çocukta hastalığa bağlı oluşan lezyonlara istismar diyerek ebeveynleri suçlamakta aynı şekilde yanlış sonuçlara yol açar.