Çocuk  istismarına  yol  açan  olaylar  içinde  özellikle  küçük  bebeklere  yönelik  yapılan  ve ölümün  ortaya çıkmasına neden olabilecek en önemli  olaylardan  birisi  çocuğun  tutulup  sarsılması  olarak  özetlenebilecek sarsılmış bebek sendromudur. 

Sarsılmış  bebek  sendromu   genellikle  küçük  bebeklerin  aşırı  kızgınlık  içinde  kollarından  tutulup  sarsılmasıyla   o  dönemlerde  çokta güçlü  olmayan  boyun  kaslarının  başı  sabit  tutamaması  sonucu  beyine  giden  damarların  yırtılması  ile  beyinde kanama  meydana gelmesi  olayıdır. Burada  bebeğe  yönelik  yapılan  sarsma  hareketi  bebeğin  mamasını  yememesi  ya da   sürekli  ağlaması  gibi  ebeveyni  kızdıran  bir  davranışının  sonucu   gelişir.  Bebeğe  yönelik  kızgınlık  korunması  olmayan  çocuğun  sertçe  ve sürekli  olarak  sarsılması  ve  bazı  olgularda kollarından  tutulup  bir yere fırlatılması  şeklinde gelişmektedir.

Uzun  zaman  bebeklerde  nasıl  gerçekleştiği  bilinmeyen  beyin kanamalarının gelişmesi  ve bu tip  olgularda kollarında  şiddet uygulandığını gösteren ekimozların  olması  şeklinde gerçekleşen  bu tip   olayların  istismar  olduğu  görülmüştür. Bebeğin gövdesinden veya kol ve bacaklarından  tutulup sarsılması sonucu oluşan, kafa içi kanamalar (subdural ve/veya subaraknoid hematom), göz içi kanamalar (retinal hemorajiler) ve minimal travmatik dış bulgu ile karakterize Sarsılmış Bebek Sendromu, özellikle 6 aydan küçük bebeklerde karşımıza çıkan, çocukların maruz kaldıkları kaza-dışı yaralanmaların en yüksek mortalite ve morbidite insidansına sahip biçimlerinden biridir.

Yapılan  çalışmalar  başın yumuşak bir zemine vurması (yastık, yatak vb.) ile  beyine uygulanan gücün miktarının etkilenmeyeceğini ancak yumuşak dokularda  oluşabilecek yaralanmaları en aza indireceği  ortaya  koymuştur.Kaza-dışı nedenlerle oluşan kafa travmaları   Kafa travması ölümle sonuçlanan çocuk istismarı olguları  içinde ilk sırayı almaktadır.

Sarsmanın çoğunlukla bebeğin ağlamasını durdurmak veya huzursuzluğunu ortadan kaldırmak amacını taşıdığı düşünülmektedir. Özellikle çocuklardan gelişimlerinin üstünde beklentisi olan ve çocuğun kendi beklentilerini karşılamasını uman ebeveynlerin ve bakıcıların ciddi istismar potansiyeli taşıdıkları düşünülmektedir.Ayrıca, ebeveynin psikiyatrik problemlerinin, çevresel, sosyal ya da ekonomik nedenli stres altında olmalarının impulsif ve agresif davranışları arttırdığı belirtilmiştir. Bir çok olguda, bebeğin doğrudan zarar vermek için mi yoksa sadece susturulmak için mi sarsıldığı açıklanamamaktadır. Starling ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada, olguların %60’ından babalar, üvey-babalar ve annenin erkek arkadaşı sorumludur. Olguların sadece %12’sinde failin anne olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda ortaya konan, bakımından bir erkeğin sorumlu olduğu bebeklerin Sarsılmış Bebek  Sendromu açısından daha fazla risk altında bulundukları savı, annelerin daha sıklıkla ölümle sonuçlanan çocuk istismarı olgularından sorumlu oldukları düşünceleri ile ters düşmektedir. Bu çalışmada ortaya konan sonuçlar erkek bebeklerin daha fazla istismar riski taşıdıklarını göstermekte ve kişilerin daha çok kendi cinslerindeki çocukları istismar ettiği savı ile de çelişmektedir.