Tıbbi uygulama hatalarının günümüzdeki biçimiyle modern tıbbın gündemine girmesi için oldukça uzun zaman geçmiştir. ABD başta olmak üzere İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde 1970’lerin sonlarından itibaren tıbbi uygulama hataları ve bunlara karşı yüksek tazminat cezaları gündeme gelmiştir. Hasta hakları ile ilgili ilk çalışmalarda aynı tarihlerde başlamıştır.

ABD’de 1980’li yıllarda da hala milyonlarca dolarlık tazminat davaları olmasına ve cezalar verilmesine karşın, hekimleri sigorta eden kuruluşların bunları karşıladığı görülmektedir. 1990’lı yıllarda bu yüksek tazminatlar ve suçlamalar; tıbbi uygulamalarda bazı olumsuzluklara yol açmıştır. Hekimler çok sayıda, aşırı ayrıntılı ve çoğunlukla da gereksiz tetkikler yaptırmaya başlamışlardır.

Dünyada tıbbi uygulama hatası iddialarının artmasınınnedenleri arasında tıpta sürekli yeniliklerin görülmesi vebunların bütün topluma hızla yayılması, toplumun bilinçve eğitim düzeyinin artması, sigorta sisteminin gelişmesi,hak arama mücadelesi gibi çeşitli tıbbi, hukuki ve sosyalfaktörler yer almaktadır.

ABD’ de 19 yy.ınikincidekadında tıbbi uygulama hatası davaları oranı, yaklaşık 10 kat; nüfus ise % 85 oranında artmıştır. Bu davalar standart bir uygulamanın tespit edilmesi ve doktorların yargılanabilmesi için standart uygulamadan sapmanın gerektiğini göstermiştir. Tıbbi Uygulama Hatası Yasası’nın getirilebilmesi noktasında da ‘ölçülebilen yanlışlara karşı standartlar oluşturulması’ konusu gündeme gelmiştir. Bu durum bakım standardını artırırken hekimler için de bağlayıcı olmuştur.

Institute of Medicine‘nin Kasım 1999‘da ‘ToErr Is Human’ raporunda A.B.D.’de her yıl 44.000 ile 98.000 arasında hastanın tıbbi uygulama hatalarına bağlı öldüğü bildirilmektedir. Bu sayının meme kanseri ve trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha yüksek olduğu vurgulanmaktadır. Önlenebilir tıbbi hataların nedenolduğu sakatlık ve ölümlerin ek sağlık hizmeti sunulması, gelir kaybı ve diğer nedenlerleAmerika‘ya yılda 17-29 milyar dolar‘a mal olduğu belirtilmekteydi. Tıbbi hatalarıntoplam maliyetinin 37.6 milyar ile 50 milyar dolar arasında olabileceği tahminedilmektedir. ABD’de bir çalışmada hekimlerin %35‘inin kendilerine veya yakınlarınauygulanan tedavide tıbbi hata yapıldığını, hekim dışındaki kişilerin ise %42‘sininkendilerine veya yakınlarına uygulanan tedavide tıbbi hata yapıldığını düşündükleribelirtilmektedir.

Hasta hakları ile ilgili ilk çalışmaların ABD’de yapıldığı kabul edilmektedir. 1959 yılında Kalifornia’da hekimlerin acil durumlardaki girişimleri nedeniyle kovuşturmaya uğramamaları için hekimi koruyan bir kanun çıkarıldı. ABD’de tıbbi müdahaleden doğan zararların tazmininde kusura dayanan tazmin esasının kabul edildiği; bu zararların giderilmesine yönelik tazminatın, hekimlerin mesleki sigorta prim ödemeleri ile finanse edilen özel sigortacılık sistemleri aracılığı ile giderildiği bildirilmektedir.

Amerika’da 50 eyaletin 21’i zorunlu bir raporlama sistemine sahiptir. Zorunlu olarak bildirilmesi beklenen olaylar; beklenmeyen ölümler, yanlış taraf cerrahisi gibi olaylardır. Özel olarak geliştirilmiş çeşitli sistemler vardır.

Hastaneye yatışlarda tıbbi hatalardan dolayı ölüm oranları değişik Batı Dünyasıkaynaklarına ve araştırmalarına göre % 0.2 ile % 0.5 arasında olduğu hesap edilmektedir.Bu oran %1‘e kadar çıkabilmektedir.

İngiltere‘de hastaneye yatanların %10‘undan fazlasında ya da yılda yaklaşık 850.000 istenmeyen olay görüldüğü, Avustralya‘da hastaneye yatan hastalararasında istenmeyen olay hızının %16,6 olduğu bildirilmektedir.

İngiltere’de 1990’ların başında Ulusal Sağlık Hizmetleri’nde(NationalHealth Service) reformlara gidilmiş ve hasta hakları ile ilgili çalışmalar başlamıştır. Bilgisayar ortamındaki bilgilerin saklanmasının sağlanması için 1987 yılında bir yasal düzenlemeye gidilmiş ve 1991 yılında da hastaların bilgilerine ulaşması hakkı tanınmıştır. İngiltere’de hastane işleten ve hekim çalıştıran 190 yerel sağlık bölgesi bulunmaktadır. Hastane yataklarının %90’ı kamuya ya da gönüllü kuruluşlara ait olup Ulusal Sağlık Sistemi’ne dahildir. İngiliz hekimler sağlıkta ‘Pazar’ ilkelerine ilgi göstermektedir. Hastane hekimleri genelde maaşlıdır. Ayaktan bakım hizmetleri için kişi başına geri ödeme uygulanmakta, ücretler sözleşme ile belirlenmektedir.

İngiltere’de sağlık hizmeti nedeni ile doğan zararların tazmininde, kusura dayanmayan tazmin sisteminin uygulandığı, zararların tazmininin, sağlık kurumlarının katkıları ve kamusal fonlarla finanse edilen kamu sistemi aracılığı ile gerçekleştirildiği aktarılmıştır.

İngiltere’de Ulusal Hasta Güvenliği Derneği (NPSA) tarafından Ulusal Raporlama ve Öğrenme Sistemi kurulmuştur NRLS). Ulusal Raporlama ve Öğrenme Sistemi’nin amacı; olayların bildirimi yoluyla patern gösteren durumları saptamak, yan etkilerden çıkarım yapmak, major sistem hatalarını belirlemek, çözüm geliştirmek ve yaymak, raporlama kültürünü geliştirmektir. İngiltere’deki toplam sağlık kuruluşlarının % 90’ı NRLS’ye üye olmuştur. Raporlanan konular, bir hastada beklenmeyen ya da planlanmayan bir olay yaşanması ya da kazaya sebep olan herhangi bir olay yaşanması gibi konulardır. Bu raporlamayı herhangi bir sağlık çalışanı yapabilir.

Avustralya’da, sağlık hizmetleri sırasında meydana gelen tıbbi hataların sayısal büyüklüğü konusunda ulusal tahminlerin yapılabilmesi için ciddi girişimlerde bulunan birkaç ülkeden biridir. 1992 yılına ait 14000 hastane girişinin tıbbi kayıtlarının retrospektif gözden geçirilmesine dayanan çalışmada, hastane girişlerinin % 16’sının istenmeyen olay ilişkili olduğu belirlenmiştir. Avustralya Sağlık Hizmetlerinde Kalite Araştırması sonuçları dünyada tıbbi hatalar bakımından elde edilebilen oldukça önemli sonuçlardır. Bu araştırma istenmeyen olayların tespiti, sayısı ve önlenmesine yönelik çeşitli çalımaların gerekliliğini net olarak ortaya koymuş ve hangi alanlarda çalışılması gerektiği yönünden öncelikleri belirlemekte faydalı olmuştur. 1993 yılında Avustralya Olay İzlem Sistemi kurulmuştur. Bu sistemin amacı, yeni olaylardan, eğilimlerden, risk faktörlerinden ve etki eden faktörlerden öğrenmeyi yaygınlaştırmaktır. Avustralya’da sağlık hizmetleri kaynaklı zararlardan doğan sorumluluklarda kusurun aranıp aranmaması yönünden karma sistemin benimsendiği ve zararın karma olarak (özel sigortalar ve kamu kurum ve kuruluşları tarafından) karşılandığı aktarılmaktadır.

Japonya’da 1970’de 100 doktora 0,09 dava düşerken, 1998’de 100 doktora 0,25 dava düştüğü tespit edilmiştir. Bu artışın nedeni olarak, artan doktor sayısı, nüfusun yaşlanması, tıbbi bakımın karmaşıklaşması gibi faktörler sayılabilir. Bu ülkede bir hasta, ilgisiz davrandığı için doktora veya personelinin ilgisiz davranmasına izin verdiği için hastaneye tazminat davası açabilir. Aynı konu ile ilgili olarak ceza davası da açabilir. Ancak 50 yıl boyunca bu sebeplerle açılan ceza davası sayısı 100’ü geçmemektedir. Japonya’da tıbbi hata davalarının sayısının batıya oranla düşük olması, Japon insanının kültürel yapısına ve çatışmaları, mahkeme yerine uzlaşma ile çözme eğilimlerine bağlanmaktadır. Japonya’da tıbbi hata davalarına ilgi gösterilmemesinin başlıca sebepleri de, bu davaların sayısının fazla olmadığı inancı, tıbbi hata iddialarının, davalarla ilgili tüm bilgilerin gizlilik altında tutulması, birçok tıp dışı dergide yapılan bölük pörçük haberlerin tıp profesyonellerine ulaşmaması gibi sebepler olarak gösterilmektedir. Tıbbi hata davalarının profesyonel sorumluluk sigortası, kanunlar ve sağlık  politikaları gibi bir çok faktörden etkilendiği düşünülmektedir. Tıbbi hatalardan doğan zararların tazmininde sigortaların, sağlık kuruluşlarının ve bağımsız sağlık çalışanlarının ödemede bulunduğu aktarılmaktadır.

Almanya’da 108.000 sigortalı doktor bulunan bir sigorta şirketi, yılda 4500 şikayet geldiğini, bunların % 30’u ile uzlaştıklarını, % 10’unun mahkemeye gittiğini, % 4’ünde mahkemece tıbbi malpraktis kararı verildiğini açıklamıştır.

Almanya’da ölümlü olmayan tıbbi malpraktis iddiası ile tıbbi kurumların tahkim komitelerince, ölümlü tıbbi malpraktis iddiaları Adli Tıp Enstitüleri’nce değerlendirilmektedir. Ayrıca sigorta şirketlerinin üye doktorları hakkında sigorta çalıştırdığı aynı branş uzmanı ile özel bilirkişiler fikir beyan etmektedir. Tıbbi uygulama hatası iddiası ile dava edilen hekim dava edildiği olgunun dış muayenesini yapabilmektedir

Almanya’da 1990-2000 arası 101.358 otopsiden 4450’si hakkında tıbbi malpraktis iddiası mevcuttur. Bu iddiaların 2811’i hastane doktorları, 901’i özel doktorlar, 224’ü acil servis doktorudur.