KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

Kadın-doğum  tıbbi uygulama hatalarının en sık görüldüğü ihtisas dalıdır.

Yapılan çalışmalarda, kadın-doğum hastalarının sadece %37 lik bir bölümü, gebelik ve doğum esnasındaki bakımla ilgili beklentilerin tam anlamıyla yerine geldiğini ifade etmektedir. Hastaların yarısından çoğu ise hekim ile aralarında iletişim sorunları bulunduğunu söylemektedir. Bu sorunlar hekimin hastasıyla gerekli olan süre ilgilenmemesi, gebeliğin seyri hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması ve hekimin gebenin korkularına ve endişelerine yeterli duyarlılıkta yaklaşmaması konularını içermektedir. Kadın-doğum hastalarının önemli bir bölümü gebelik ve doğum sürecinin beraberinde getirdiği rahatsızlıklara hekimin yeterince duyarlı bir şekilde yaklaşım göstermediği görüşündedir.

Hekim-hasta ilişkisi ne kadar iyi olursa olsun, kadın için felaket niteliğinde olan sonuçların ortaya çıkması sorunlara yol açabilir. Örneğin ileri derecede beyin hasarı bulunan bir çocuğun annesi temelde hekimle olan ilişkisi ne kadar olumlu olursa olsun, böyle bir çocuğun sürekli bakımı için gerekli olan büyük boyutlardaki masrafların karşılanmasına yönelik olarak hekim hakkında tazminat davası açabilir. Yine hekimin yaklaşımı temelde ne kadar duyarlı anlayışlı olursa olsun, kısır kalan bir hasta veya radikal meme ameliyatı geçiren bir kadın, hekim hakkında dava açma yoluna gidebilir.

GENEL CERRAHİ

Genel cerrahide sık karşılaşılan sorunlar tanıda gecikme, tanıya yönelik girişimlerin komplikasyonları, ameliyat ve ameliyat sonrası komplikasyonlar ve iletişim sorunlarıdır (özellikle aydınlanmış onamın alınmaması).

Cerrahi  müdahale planlarında hazırlık dönemi hedefleri, acil servislerdeki yoğun başvurular, personel azlığı ve kış ayları boyunca süren yatak azlığının bir sonucu olarak kötü yönde etkilenmektedir.

Cerrahlara yönlendirilen suçlamaların en büyük bölümü, yanlış hasta üzerinde uygulanan operasyon, yanlış parmak ya da yanlış organı ameliyat ekmek gibi çoğunluğu önlenebilir konulardan oluşur.

.Batında, bağırsaklarda veya komşu organlarda farkına varılmayan bir hasar, ciddi ameliyat sonrası komplikasyonlara sebep olarak ek cerrahi girişimi gerekli kılabilir. Tüm bu tartışılanlarda hastalığın yapısı, travma veya cerrahın deneyimsizliği riski arttırmaktadır. Ameliyat sonrası ilk dönemlerde en sık oluşan komplikasyonlar, yara bölgesinde, akciğerde veya üriner sistemde enfeksiyon oluşmasıdır.  Hasta iyileştikçe bu riskler azalır fakat maalesef dirençli hastane enfeksiyonları sağlıklı bireyleri artan oranda etkilemektedir.

ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ

Tıbbi Uygulama hataları ile ilgili yapılan araştırmalar ortopedinin tıbbi uygulama hatası suçlamaları ile en fazla karşılaşan uzmanlık alanlarından biri olduğunu göstermektedir.

Ortopedi’de karşılaşılan tıbbi uygulama hatalarının arasında tanının atlanması ya da gecikmesi, aydınlanmış onam eksikliği, tedavide ilgisizlik, tıbbi materyal unutulması, alçıya alma ve turnikeler ile ilgili komplikasyonlar sayılabilir.

Yanlış bacağın kesilmesi gibi hatalar ilgisizlik örnekleri oluşturur ve affedilemez. Anatomik yapılarda klasik durumdan farklılık olduğunun fark edilmemesi de bu tip sorunlardandır. . Cerrahi girişim sırasında traksiyon, turnike gibi faktörlerle periferik sinir yaralanmalarına yol açılması da burada değerlendirilebilir. Bu tip hatalar, risklerin farkında olunması, buna karşı hazırlıklı davranılması ve tıbbi bilgi ve cerrahi tekniğin iyi olması ile önlenebilir.

Yara içinde alet ve sargı bezi unutulması hala süren bir sorundur. Üstelik bu ciddi sorunun çözümü de oldukça basittir. Ameliyat bitiminde yeterli zamanın ayrılarak alet ve kullanılan sargı bezlerinin sayılması ile bu sorun kolaylıkla ortadan kalkabilir.

Ortopedi uygulamalarında, kol ve bacaklardaki girişimlerden sonra o ekstremite genellikle alçıya alınır. Ekstremitenin alçı içerisinde şişmesi dolaşımı engelleyerek bası ülserleri, kas nekrozu, sinir lezyonları ve hatta kangrene yol açabilir. Mümkün olduğu sürece alçı ekstremiteyi çepeçevre sarmamalıdır. Sıkı bandajlar da aynı soruna yol açabilir. Ekstremite dikkatle izlenmeli, herhangi bir renk ya da ısı değişikliğinde hemen gevşetilmelidir.

GÖĞÜS CERRAHİSİ

Göğüs cerrahisi ilgilendiği vücut bölgesi itibarı ile ağır vakalarla karşılaşma olasılığı yüksek bir uzmanlık alanıdır. Yapılacak en ufak hata/ihmal ölümle sonuçlanabilecektir. Larinkse ya da üst solunum yollarına yabancı cisim (gıda, sıvı, v.s.) kaçması ile ani refleks ölümler olabileceği ve bunun şüpheli ölüm olarak değerlendirilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.

Travmaya maruz kalmış hasta cerrahi bir olgudur. Göğüs cerrahı toraks travmalı bir hastanın, hastane öncesinden başlamak üzere rehabilitasyonuna kadar olan süreçte hastanın bakımı ile doğrudan ilgilidir. Acil cerrahi ünitelerinde yapılan; tüp torakostomi, acil odasında torakotomi, arteriogramlar, ya da sıkı takip gibi kararların verilmesi toraks cerrahının sorumluluğundadır..

EL  CERRAHİSİNDE TIBBİ UYGULAMA HATALARI

Son yıllarda hastaların hem travmatik hem de rekonstrüktif cerrahiden beklentileri oldukça yükselmiştir ve neredeyse olanaksızın da üstüne çıkmıştır. Hastaların beklentilerinin neden gerçekleştirilemeyeceğini açıklamak, daha sonra oluşacak memnuniyetsizlik ve hayal kırıklığını önlemek açısından çok önemlidir. Örneğin, acil servislere kopmuş bir uzuvla gelen hastalar, uzvun hemen yerine dikilmesini beklerler. Uzvun görevini eskisi gibi devam ettiremeyebileceğini veya devam ettirse bile kendilerinin istediği biçimde olmayabileceğini anlamak istemezler.

Kol veya bacak yaralanmalarında hastayı tedavi eden doktorlar, özellikle açık yaralarda birbirinden ayrılmış tendonlar, sinirler ve damarlar olabileceği; kapalı yaralarda kırık olasılığı; çarpma sonucu bir yaralanma olmuşsa iç kanama veya iskemi ve cam, bıçak gibi kesik yaralarında yarada herhangi bir yabancı madde kalabileceği ihtimallerini göz önünde bulundurmalı, gerekirse fizik muayeneye ek olarak röntgen çekilmesini istemelidirler. Herhangi bir şüpheli durumda ise daha deneyimli  bir doktor ile telefonla veya yüz yüze konsültasyon yapmalıdır.

PLASTİK CERRAHİ

Plastik cerrahi bir çok disiplinin alanına giren çok geniş tabanlı bir alandır. Tıptaki gelişmelerden hastalar adına ve kendi bilim dalı adına oldukça yararlanmış ve medyatik olarak ön plana çıkmış bir tıp dalıdır. Parçalanmış uzuvların yeniden yapılandırılmasından yanık ve kaza kurbanlarının iyileştirilmesine genetik yapısal bozuklukların tamirinden magazin sayfalarının baş konuğu kozmetik cerrahinin sürprizlerine kadar bir çok alanda medyanın ilgi odağına yerleşmiştir. Bu ilginin sonucunda tıbbi-hukuki sorunların ortaya çıkması da kaçınılmazdır.

Plastik cerrahi bir çok sonucun hemen görüldüğü ve hasta tarafından da hemen değerlendirildiği gerçeği ile karşı karşıyadır. Plastik cerrahi operasyonları sonrası hiç bir iz kalmayacağı gibi yanlış inançlar, bu alanda çalışanlar tarafından yakından bilinir. Tıbbi uygulama hataları ile ilgili davaların artmakta olduğu günümüzde yara izleri, yüz ve el yaralanmaları, sinir ve tendon hasarları gibi konular hem fonksiyonel hem de kozmetik açıdan daha yakından sorgulanmaktadır.

KLİNİK ONKOLOJİ

Tedavinin kötü sonuçları düşünüldüğünde, temel sorunlar kabul edilemez toksisite, hastaya ne deni yararlı olduğu ve özellikle tedavide kabul edilemez derecede başarısızlıktır. Bunun pek çok olası nedeni olabilir ancak burada bunlardan sadece önemli ve yaygın olanlarına odaklanılacaktır. Normal dokuların hasar görmesi cerrahi de olduğu gibi, radyoterapi ve kemoterapide de kaçınılmazdır. Bu yüzden yan etkiler hastaların büyük çoğunluğunda görülür. Bazı durumlarda minimaldir, ama bazılarında ciddi ve hatta ölümcül olabilir.

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

Tıbbi uygulamanın  tüm  alanlarında  hastalara zarar verme riski  her zaman vardır. Ancak pediyatride bu olasılık ve bunun doğuracağı sonuçlar genellikle pek çok uzmanlık alanından daha fazladır. Özellikle çok küçük  yaşlardaki  çocuklarda bu durumu daha da zordur. Her türlü araştırma ve tedavi zor olduğu kadar, herhangi bir zararın sonuçlarını ömür boyu taşıyacak olma olasılığı da daha yüksektir. En ekstrem örnek yeni doğan yoğun bakım birimleridir

Riskin ana alanlarının belirlenmesi, önlenebilmeleri için esastır. Bu bölümün ilk kısmında  yaklaşık  tüm pediyatrik uygulamalar ele alınmakta, ikinci kısımda ise neonatal tıp ile ilgili riskler değerlendirilmektedir.

 PSİKİYATRİ

Psikiyatrideki tıbbi uygulama hatalarının  intihar ve başkalarına şiddet uygulamasına yoğunlaştığı görülmektedir. Genel beklentinin aksine psikiyatrik hastalar tarafından meydana getirilmiş çok fazla şiddet olayı yoktur.

Psikiyatristler, şiddet davranışı olasılığını tahmin ederken gerçek pozitif göstergelerden 2 kat daha fazla olarak yalancı pozitif göstergelerden tahmine gitme eğilimindedirler.

Yapılan araştırmalarda cinayet ve intiharlarda bir çok olgunun, hiçbir ön bulgu vermeden veya kliniğe tamamen sürpriz olarak geldikleri gösterilmiştir. Yalancı negatifliklerin fazlalığı da son zamanlarda diğer bir önemli problemdir. Taburcu edilen hastalardan biri bir kişiyi öldürürse, hekim toplumda güvenilirliğini yitirebilir.

ACİL TIP

Acil Birimlerdeki doktorların  çalışma temposu  karşılaştıkları olgular ve  onlara müdahaleleri açısından daha riskli  olgulardır. Akut ve hemen  doktorun insiyatif kullanması gereken bu olguların çoğu kanamalı ve hayati tehlikedeki hastalardır.  Acil birim  hastaların hangi yaşta olursa olsun, herhangi bir zamanda ve koşulda  başvurabileceği  bir uzmanlıktır.

Acil birime  başvuran hastaların yaklaşık % 60’ı  son  gruba giren hastalardır. Bunlar çoğunlukla yumuşak doku ya da iskelet problemleri olan hastalardır.   İlk kez tedavi edilenlerin % 90’ından fazlası  ilk müdahalenin yapılıp  eve gönderilen hastalardır.  Buna karşılık ilk 2 kategorideki hastaların   hospitalizasyonu  ve hastanede uzun süre kalma oranları yüksektir.

ANESTEZYOLOJİ VE REANİMASYON

Anestezi altındaki hasta pek çok  komplikasyon riski altındadır. Bu katkıların arasında anestezist ve diğer personelin eylemleri ve eylemsizlikleri ve anestezik ekipmanın yokluğu, hataları ve eksiklikleri de vardır. Hastalara özellikle kardiyovasküler ve solunum sistemi üzerinde yan etkileri olabilen ilaçlar verilmektedir. Bilinçsizlik solunum yolu obstrüksiyonu, akciğerlerin kapasitesizliği ve periferal yaralanmanın farkına varmamayı da beraberinde getirir. Farmakolojik kas paralizi artifisyal ventilasyonu gerektirir, bu da hastanın oksijenasyon ve karbon dioksit salgısının temel fonksiyonları için anestezist ve anestezi ekipmanına bağımlı hale getirir. Anestezist ayrıca fizyolojik fonksiyonları kasıtlı olarak değiştirebilir, örneğin hipotansiyona neden olmak ya da sadece  akciğerlerin ventilasyonu gibi..

İkinci adım ise, anestezi ve sağlık sisteminin her bölümünde insani hataların katkısının farkına varılmasıdır. Güvenliğin arttırılmasındaki üçüncü adım ise, iyi personeli olan, iyi ekipman olan ve iyi organize edilmiş olan bir departmanın düşünülerek hazırlanmış ve uygulanmış rehberler, politikalar ve prosedürler ile birlikte güvenliğe olan pozitif katkısının farkına varılmasıdır.