SİVİL TOPLUM

Sivil toplum belki de yaşamda içinde olduğum birçok alana baktığımda en çok gurur duyduğum, bir şeyler yaptım duygusunu bana yaşatan ortam. Öğretim üyeliği, bürokratlık, yöneticilik, yazarlık gibi birçok alan içerisinde kendimi en yararlı hissettiğim yer olmasının nedenini de yaşadığım bir olayla özetlemek istiyorum.

Sokak Çocukları Rehabilitasyon Derneği olarak Yel Değirmeni’nde çok ortaklı merkezde sokak çocukları için çalıştığımız dönemde gece çalışmalarında tinerli çocuklarla konuşur ve onlara merkeze gelerek eğitime devam etmeleri ve sıcak bir yuvaları olabileceğini söyler isterse gelebileceklerini söyler ve davet ederdik. Bu çocukların hepsi de tiner çekmiş sokakta yaşayan çocuklardı. İkna olanlar düzenli bir hayata başladılar ve eğitim ya da iş hayatının yanı sıra çeşitli kurslar aldılar. Bunlardan biri de folklor çalışmasıydı. Burada öğrendikleri halk oyunlarını da 23 Nisanda cumhurbaşkanının önünde oynayarak gösterdiler. Cumhurbaşkanı da onları tek tek tebrik ederek birer kol saati hediye etti. Ben dahil kime sorarsanız sorun 8 ay önce sokakta yaşayan tiner kullanan bu çocukların cumhurbaşkanı önünde folklor oynayacağına ve ödüllendirileceklerini söyleseler abartmayalım der yürüyüp giderdiniz. Ama işte benim de bir nebze payım olan bu olayı biz birlikte yaşadık. İşte bunun adı bir işe yaramak ve bir şeyi becermektir.

ÇİKORED ise benim ilk göz ağrım. İngiltere’de çocuk istismarını 2 yıl çalışıp dönerken daha ülkemde bununla ilgili bir şey yapılmasını bırakın ensest ve istismar kavramları bile bilinmiyordu. Ben de birlikte çalıştığım Londra’daki dernek başkanına ben nereden başlayacağım diye sorduğumda “bir dernek kurarak başla”  tavsiyesine uyarak İstanbul’a dönünce o zamanki öğrencilerimle psikolog, pedagog, tıpçı ve hukukçu çoğu yüksek lisans öğrencilerimle Çocuğu İstismardan Koruma ve Rehabilitasyonu derneğini kurduk.

Yurtdışında belli bir süre için çalışmaya gittiğimden dolayı derneği kapatmaya karar verdiğimizde 1992-2007 gibi 15 yıllık dönemde çocuk istismarıyla ilgili birçok ilke öncülük etmenin, olgulara değmenin ve kaynak üretmenin gururunu da yaşadık.